PORTOBELO DİABLO VE CONGO FESTİVALİ

27.3.17

Her köşeden bir ''Diablo'' çıktı geçen hafta; Panama'nın meşhur kırmızı şeytanı! Sebep: Congo ve Diablo Festivali! Merak ettik ve festivali gidip yerinde gördük, ilginç sahnelere şahit olduk! İyi ki de gitmişiz dedirten bu festival hakkında herşey burada.. 

Festival Tarihçesi
İspanyolların kuşatması ile birlikte, 1520li yıllarda Panama’ya köle ticareti ile Afrika kökenli çok insan getirilmiş ve plantasyonlarda çalıştırılmışlar. Zaman içerisinde, kölelik sistemine başkaldırılar artmış ve yağmur ormanları derinliklerine kaçanlar olmuş. Panama'ya 2 saat mesafede Karayipler Denizi kıyısında Colon, Portobelo bölgesine yerleşen Afrikalılar, özgürlükleri için mücadele etmişler. 1600lü yıllarda başarılı olunca, İspanyollar özgürlüklerini tanımak zorunda kalmış. Çoğunlukla Afrika kökenli Panamalıların yaşadığı liman şehri Portobelo’nun ev sahipliğini yaptığı festival 5 gün 5 gece sürüyor.. Afro-Panama kültürü de var yani Panama'da, hani karışık ne ararsanız var demiştik ya..

Kostümlerin anlamı ne?
Diablo ve Congo  şeklinde kostümler giyiliyor festivalde. Köle efendisini temsil eden, Diabloslar kırmızı siyah renklerde kıyafet ve görkemli maskeler giymişti. 
Köleleri temsilen Congolar da doğaya ithafen rengarenk etekler elbiseler içindeydi. Köleliği temsilen yüzler siyaha boyanıyor, bir sürü metal zincir, kolye vs de kölelere takılan prangalara, zincirlere ithafen. Congolar ve Diabloslar, iyi-kötü arasındaki kavgayı dans gösterileriyle anlatıyorlar.





Çocuklarla şeytanların arasında ne işimiz mi vardı?
Bu tür kültürel aktiviteleri zenginlik olarak görüyoruz.. Farklı kültürleri öğreniyoruz, takdir ediyoruz.. Şeytanlar pek bir korkunç, çocuğun kabusu olabilir diye aklınızdan geçmiş olabilir.. 

Korkmak, ürkmek de normal duygular değil mi? Korkuların üzerine gitmek, yüzleşmek en iyisi değil midir..


Biz de öyle yaptık.. Mesela, uzaktan bakmadık kostümlere. Dokunduk, neymiş anlamaya çalıştık. Birbirimizden cesaret alırız ya, çocuklar da öyle.. Alp arkadaşı Efe'den, Efe de Alp'ten; en büyük cesareti birbirlerinden aldılar! Ne mutlu bize, birkaç Türk aile dostlarımız var, anadillerinde de sosyalleşebiliyor bizimkiler!


Hiçbirşey aslında göründüğü gibi değilmiş. 

O maskelerin arkasında gerçek insanlar, hatta kendi boylarında çocuklar olduğunu öğrendik. 

Aşırı sıcak havada kalın kostümler içindeki çocukların halini anlamaya çalıştık.. Derken, bir müddet sonra herşey yolundaydı. 

İyi ki gittik, şimdi fotoğraflara videolara bakıp, dili sarkmış şeytanlara, biz de dil çıkarabiliyoruz!


Gelmişken Portobelo'da zaman geçirmeyi de atlamadık..
Portobelo "Güzel Liman" demek, eskiden önemli bir liman şehriymiş. Ana meydanın kalabalığından uzaklaşıp günbatımına doğru surlara gittik, hem nefes aldık hem de manzaranın tadını çıkardık. Tarihi sur kalıntıları günbatımında çok güzeldi.
Sistemler vardır, yönetim şekilleri, yönetenler vardır.. Hepsi de gelir geçer!  O gün bi kez daha anladık ki; küçük büyük, azınlık çoğunluk farketmez, toplumlar özgür olmak isterse hiçbir kuvvet duramazmış önlerinde!

Bu arada, Karayipler sahilindeki liman şehri Portobelo'ya daha önce gelmiş, civardaki plajları keşfetmiştik.. Buradan okuyabilirsiniz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder